Filmde bireyselleşmenin ve sevgisiz kalmanın sonu ve sınırı olmadığı net gösterilmektedir. Harika müzikleriyle zaten insana neden müzisyen değilim ki dedirtir. Gelelim anlamın yoğun olduğu o sahneye.
Kızının arkadaşına abayı yakan masum baba bedbahttır. Aşkının hiçbir kitapta yeri yoktur. Adam olaya bir yandan da fantastik bakmaktadır. Ama bu fantezi dünyası kızı kahramanımızın kafasında büyütür… Büyütür… Her hali, her şeyi, bir şey anlatır hale gelir kızın. Saçları Diyarbakır surlarından dökülen saçaklara benzemektedir. Gözleri bir ahu maraldır. Seyirci için de durum böyledir. Kızın güzelliği kaba seyirci için filmi sonuna kadar izleme nedenidir. Türk ergen seyirci kızın göğüslerini merak etmektedir. Filmin sonuna kadar dört gözle bekleyen bu ergen, hiçbir zaman göremeyeceğinin hüznünü yaşar film boyunca. (Ulusal filmlerimizde oluşmuş ezberden dolayı) Fakat ABD sinemasıdır bu ne yapacağı bellolmaz. Ki fikstir bazı şeyler bu sinemada. Öte yandan Moğolistan sineması dahi olsa, hiç kimse filmin en güzel kızının memişlerini göstermek sorunda değildir. Öyle değil mi?
Filmin sonunu Eyüp sabrıyla bekleyen izleyici adeta anyayı da konyayı da görür gibi huşu içerisinde bu iki doğa harikasını görme şansına nail olur.
En vurucu sahneye gelinir. Adam kızı yatağa bi şekilde atar, kararlıdır. Adamın fantezi dünyası onun henüz bir çocuk olduğunu unutturur. Adam vitesi 4’lemiştir. Herkes merakla yoksa mı tümünü naked bir şekilde göreceğiz, bu huriyi bu kılmanı cennette gibi izleyeceğiz derken kahramanımız ayar. Kızın henüz bir çocuk olduğunu fark eder. Kızın cinselliğin ABC’ si kitabını okuyup okumadığını sorar. Kız başladım ama bi türlü hiç bitiremedim der. Adam Hz. Muhammed’in yapmayacağı şeyi yapar. Kızın gözlerine bakar ve artık elini sürmez. Bu sahne takdire şayandır. Azgın seyirci inmiş pantolonunu hemen toplar. Bir yandan da “niye ki?” diye sormadan edemez. Bu sahne, sevgili sinema olmadan duramayanlar, bu sahne hayatımın sahnesidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder